21 Mayıs 2011 Cumartesi

Maddenin Gerçeği Neden Önemli Bir Konudur?


Herkesin bildiği bir gerçek vardır: Görüntü, ses, koku, tat, dokunma duyusu beyinde hissedilen duyulardır. Yani dış dünyamızı aslında iç dünyamızda yaşarız. Bütün hayatımız, beynimizin içindeki küçük bir mekanda geçer. Dışarıyı, beynimizdeki televizyondan seyrederiz. Beynimize gelen elektrik sinyallerini küçücük bir algı merkezinde koklar, sertlik olarak algılarız. Bir kısım elektrik sinyalleri de beynimizdeki hoparlörde sese dönüşür ve dinleriz. Tüm bunları beynimizin içindeki birkaç santimetreküplük odamızda yaşarız ve hayatımız boyunca o odanın dışına asla çıkamayız. İnsan, kıtalar arası yolculuk yapan bir gezgin de, aya ayak basan bir astronot da, hayatı boyunca köyünden ayrılmamış bir çiftçi de olsa, beynindeki küçük odasının dışında bir yere kıpırdayamaz. Okyanusları, ormanları, gökyüzünü, ayı, güneşi, çiçekleri, meyveleri beynimizdeki bu küçücük odada görür, orada koklar ve seslerini orada dinleriz. Dışarıdaki asıllarına hiçbir zaman ulaşamadan…

Yüzyılımızda, bilimsel bulguların maddenin aslına hiçbir zaman ulaşamayacağımızı kesin olarak kanıtlaması ile bu gerçek daha da ortaya çıkmıştır. Ancak, bazı insanlar hala bu durumu anlamazlıktan gelmektedir. Oysa bu, anlamazlıktan veya görmezlikten gelinecek, önemsenmeyecek veya reddedilecek bir bilgi değildir. Aksine, maddenin ne olduğunu bilmek gerçekçi olmanın önemli bir şartıdır. Bu nedenle, bu konu ile karşılaşan insanların, bu konunun önemini düşünmeleri ve kavramaları çok önemlidir.

Maddenin gerçek mahiyetini okuyan bazı insanlar, bu konuya neden bu kadar çok önem verildiğini anlayamadıklarını belirtmektedirler. Oysa, bu konunun önemi ortadadır. Materyalistleri ürküten, onların tüm fikirlerini yerle bir eden bu gerçeğin önemini, tüm insanlar anlamalı ve herkese de duyurmaya çalışmalıdırlar.

Maddenin ne olduğunun anlaşılması ile, insanlar dünya hayatında bağlandıkları her şeyin, hırslarının, tutkularının boş ve aldatıcı olduğunu kuvvetle hissetmektedirler.

İnsanların kibir ve azametle her türlü insanlık ve ahlak dışı davranışa eğilim gösterdiği bir yüzyılda, kendilerinin ve gözlerinde büyüttükleri insanların birer gölge varlık olduklarını anladıklarında, kibir ve azametlerinin yerini tevazu ve yumuşak başlılık alacaktır.

Tüm bu gelişmeler ise, huzur ve güvenliğin olduğu, cimriliğin ve bencilliğin, acımasız rekabetin ortadan kalktığı toplumlar oluşmasına vesile olacaktır.

Maddenin aslında klasik anlamda var olmadığının anlaşılması çok önemli bir sonuç daha doğurur. Bu materyalist felsefenin çöküşüdür. Materyalizmin doğa yorumu olan “yaşam mücadelesi” kavramı ve sosyal yorumu olan “tez-antitez-sentez çatışması” 19. Ve 20. Yüzyılları kana buladı. Materyalist felsefenin yanlışlığının anlaşılması ile tüm dünyada çatışmaların yerini sevgi, dayanışma ve hoşgörü alacaktır.

Bu albümde Maddenin Gerçeğinin anlaşılmasının neden önemli bir konu olduğu çok fazla yönden açıklanacaktır.