
21. yüzyılda, bilimsel bulgular maddenin aslına hiçbir zaman ulaşamayacağımızı kesin olarak kanıtlamıştır.
Ancak, bazı insanlar hala bu durumu anlamazlıktan gelmektedir. Oysa bu, anlamazlıktan veya görmezlikten gelinecek, önemsenmeyecek veya reddedilecek bir bilgi değildir. Aksine, maddenin ne olduğunu bilmek gerçekçi olmanın önemli bir şartıdır.
Bu nedenle, bu konu ile karşılaşan insanların, bu konunun önemini düşünmeleri ve kavramaları çok önemlidir. Maddenin gerçek mahiyetini okuyan bazı insanlar, bu konuya neden bu kadar çok önem verildiğini anlayamadıklarını belirtmektedirler.
Halbuki yukarıda da belirttiğimiz gibi maddenin gerçeğini bilmek gerçekçi olmak için şarttır. Eğer bir kişi "ben ispatlanmış da olsa bu konuyla ilgilenmiyorum. Herşeyin hayal olup olmadığı beni ilgilendirmiyor" diyorsa, burada ciddi bir problem var demektir.
Örneğin bir cisme hiçbir zaman dokunamayacağımız bilimsel olarakta kanıtlanmış olduğu halde, kişi tüm bilimsel bilgilere karşı kafasını kuma gömüp: "hayır ben bardağa dokunuyorum" diyorsa bu gerçek anlamda bir rahatsızlıktır.
Şizofreni hastalarının varsanıları gerçek sanmasıyla, bu durum arasında teknik olarak hiçbir fark bulunmamaktadır.
Hiç kimse bu durumda olmayı kabul etmez, ancak bazı nedenlerle bu konuyu düşünmezler. Düşünmeme sebeplerinin başında ideolojik bağnazlıklar ve boşvermişlik gelir.
İdeolojik bağnazlık yapan kişiler genellikle materyalist insanlardır. Konunun idealizm taraftarlarına ait olduğu gerekçesiyle baştan reddetme eğilimine girerler. Zaten fikri liderlerinden Lenin'de bu konuyu sakın okumayın diye uyarmıştır:
https://www.facebook.com/photo
Ancak materyalist olmayan bazı çevrelerde konuya bağnazca yaklaşabilmektedirler. Bazı müslüman çevreler konuyu İslam'la zıt zannederek marjinal bir fikir olarak düşünürler. Halbuki maddenin gerçeği başta Kuran, hadis ve İslam alimlerinin bizlere bildirdiği çok önemli bir konudur:
https://www.facebook.com/media
Boşvermişlikte konuyu düşünmeme sebeplerinin başında gelir. Bu kişiler yemek, içmek, uyumak, çoğalmak gibi konular ve eğlence dışında hemen herşeye duyarsız kişilerdir. Bir çoğu kendisini her konuda zaten yeterli görür, ancak gerçekte cehalet içersinde boğulmaktadır.
Ancak çok önemli bir nokta vardır. İnsan ne kadar da başını kuma gömse, gerçekler değişmez. Bir insan rüyasında kendisine rüya görüyorsun dendiği zaman ne kadar itiraz ederse etsin, rüyası gerçek olmaz ve elinde sonunda uyanıp gerçeği anlar. Dünyanında aynı bir rüya gibi algılar bütünü olduğunu herkes dünyada hayatından uyandığında, yani ahirette anlayacaktır. Bir Kuran ayetinde Allah şöyle buyurur:
"Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir."
(Kaf Suresi, 22)
Dolayısıyla maddenin gerçekte algılar bütünü olduğunu hiç düşünmemiş olmak akılcı insanların tutumu olamaz. Fikri hür, her türlü bağnazlıktan arınmış, duru bir akıl ile veriler biraz incelediğinde konu hemen kavranacaktır.